ENEZ

Enez
Ainos’tan bugüne: Enez

Antik Çağda Ainos olarak bilinen Enez’in kuruluşuna ait, tarihi kaynaklarda farklı kayıtlar bulunmaktadır. Ainos adına ilk kez Homeros’un ünlü eseri İliada Destanında rastlanmaktadır. Homeros, bu eserinde Enez’den bir Trak şehri olarak söz etmektedir.

Enez ilçesinin 21 kilometre kuzeyinde İpsala , 60 kilomtre doğusunda Keşan ilçesi, güneyde ve batıda Ege Denizi ve Yunanistan ile mülki ve milli sınır ile çevrilmiş olup, toplam 30 kilometre deniz, 44 kilometre mülki sınırlara sahiptir. Yüzölçümü 473 km²’dir. İstanbul’a 285 kilometre, Edirne’ye 177 kilometre uzaklıktadır.
Enez Meriç Irmağı’nın Ege Denizi’ne döküldüğü bir yarımadanın üzerinde yer alır. 2000 yılı nüfus sayımına göre ilçede 11.920 kişi yaşamaktadır.

Bölge halkı genellikle tarım ve ticaret ile uğraşmakta olup, merkez ve sahil köylerinde balıkçılık yapılmaktadır.

Topraklarında buğday, ayçiçeği, arpa ve susam ekilir. Az miktarda da pirinç, fasulye, nohut, şeker pancarı, elma, armut yetiştirilir ve bağcılık yapılır. Hayvancılıkta koyun ve sığır yetiştirilir. Peynir üretimi, bir tür kaşar peyniri olan kaşkaval ihraç ürünlerinin başında gelmektedir.

Hem bir liman kenti olması açısından, hem de Meriç nehri ve Gala Gölüyle çevrili olmasından adeta bir yarım ada görünümünde kalan Enez’de balıkçılık önemli gelir kaynaklarından biridir.Meriç nehrinin hemen yanı başındaki Enez’de hem nehirde hem de Gala gölünde tatlı su balıkçılığı da yapılmaktadır.

Saros Körfezi’nin büyük yerleşimlerinden biri olan Enez yaz aylarında ciddi bir yoğunluk yaşamakta nüfusu 50.000’ler seviyesine gelmektedir. Enez ekonomisine ciddi bir katkı sağlayan sahil turizmi hızla gelişmektedir.

Tarihçesi

Enez’de tarihin erken dönemlerinden itibaren yerleşmeler peş peşe birbirini izlemiştir. Anadolu’dan başlayarak kıyı boyunca Balkanlara ulaşan kara yolu üzerindeki bu yerleşim, aynı zamanda Batı Karadeniz kıyı kentleriyle Anadolu arasındaki ulaşımı sağlamıştır. Bütün bunların yanı sıra Taşoz’dan Çanakkale’ye kadar uzanan bölgenin tek doğal limanı olma özelliğine de sahiptir.

Antik Çağda Ainos olarak bilinen Enez’in kuruluşuna ait, tarihi kaynaklarda değişik kayıtlar bulunmaktadır. Ainos adına ilk kez Homeros’un ünlü eseri İliada Destanında rastlanmaktadır. Homeros, bu eserinde Enez’den bir Trak şehri olarak söz etmektedir.

Aynı şekilde Antik Çağ yazarlarından Strabon, Homeros’un görüşüne katılarak, Enez’in Trak kralı Poltys’ten dolayı, Poltyobria olarak adlandırıldığını yazmaktadır. İlçenin akropolünü oluşturan bugünkü kale içinde yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö.4000.-3000. yıla tarihlenen çömlek kalıntıların bulunması, buradaki yerleşimin Kalkolitik çağa kadar gittiğini kanıtlamaktadır.

Ancak, Antikçağ tarihçilerine ve kaynak niteliğindeki diğer belgelere göre Enez (Ainos), ilk kez Aioller, daha sonra Mitilene (Midilli) ile Kymeliler tarafından koloni olarak kurulmuş ve M.Ö.VII.yüzyıldan itibaren Eski Yunan kültürü çerçevesinde bir şehir devleti (Polis) olarak gelişmiştir. Bazı antik kaynaklar Ainos’un Odesseus’un arkadaşı Gencus’un kardeşi tarafından, diğerlerinde ise, Aineas şehrin kurucusu (Eponoymos) olarak gösterilmektedir.

1971 yılından itibaren kale içinde ve dışında yapılmaya başlanan kazı ve sondaj çalışmalarından ele geçen çeşitli buluntular ile kale girişinin 30 metre doğusunda yapılan inşaat temeli kazısında, M.Ö. VI.yüzyılın sonlarına doğru dört adet Aiol sütun başlığının bulunmuş olması, söz konusu edilen tarihi bilgilerin en önemli kanıtlarıdır.

Enez, MÖ.VI.yüzyılın sonlarında, Pers Kralı Darius’un 513 tarihinde yaptığı İskit seferinden sonra kısa bir süre için Pers egemenliğine girmiştir. M.Ö. V.yüzyılda Pers-Yunan savaşlarında Kserkes Çanakkale Boğazı’ndan Trakya’ya geçtikten sonra ordusu ile birlikte Enez üzerinden Yunanistan’a yürümüştür. Bu tarihe kadar bağımsız bir şehir devleti olan Enez, Salamis savaşından sonra (M.Ö.480/479) Attik-Delos Deniz Birliğine girmiştir. Enez’in Eski Çağda erişmiş olduğu kültür düzeyini M. Ö. V.yüzyılda bastırdığı sikkeler, plastik eserler ve keramik eserlerde de görmek mümkündür. Zenginlik ve kültür düzeyinin bütün Antik Çağ boyunca koruduğunu, Geç Antik Çağda da bu seviyenin düşmediği, günümüze ulaşan kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Enez, Lala Şahin Paşa’nın Rumeli seferinden sonra, bağımsızlığını bir süre daha devam ettirmiştir. Çevresindeki kentler Osmanlı egemenliğine girmiş, ancak Enez’e dokunulmamıştır. Büyük olasılıkla Enez, Osmanlılara haraç vermiş ve böylece bağımsızlığını korumuştur. İstanbul’un fethinden sonra Yunus Bey komutasındaki Türk donanması Enez’e doğru yelken açmış, Fatih Sultan Mehmet de kara ordusu ile gelerek kenti kuşatmıştır. Karadan ve denizden kuşatılan Enez 1456’da teslim olmuştur.

Osmanlı yönetiminde Enez zengin bir ticaret kenti olmuştur. Kaledeki Ayasofya, camiye çevrilmiş, kentteki diğer kiliseler burada yaşayan Hıristiyan halkın ibadeti için olduğu gibi bırakılmıştır. Venedikli Nichola da Canala 14 Temmuz 1469’da Selanik kıyılarına Limni ve İmroz adalarına oradan da Enez’e saldırmıştır. Enez’deki Türk ve Hıristiyanlar öldürülmüş, şehir yağmalanmış ve yakılmıştır. Sultan II.Beyazıt zamanında yeniden Osmanlı topraklarına katılmıştır. Enez, 1953 yılında ilçe durumuna getirilmiştir.

Coğrafya ve İklim

Oldukça geniş tabanlı vadiler ve bunların etrafındaki alçak tepelerden oluşur. İlçenin doğusunda batıya doğru uzanan Işıklar dağının uzantısı olan Koru Dağları, bu arazi ortasında yeniden yükselir ve 385 metre yüksekliğindeki Hisarlık dağını oluşturur.

İlçenin en önemli akarsuyu Türkiye ile Yunanistan arasındaki doğal sınırı oluşturan Meriç Nehri’dir. İlçe topraklarının büyük bir bölümü alüvyonlarla kaplıdır. Bu vadilerde yer yer küçük ovalar bulunmaktadır. Bu ovaların en büyüğü Yenice Ovası ile, bir bölümü Enez topraklarında bulunan İpsala Ovası’dır.

Ayrıca ilçe topraklarında irili ufaklı göller bulunmaktadır. Zaman zaman bataklığa dönüşen bu göllerin başında Gala Gölü gelmektedir. Dalyan, Taşaltı, Tuzla ve Bücürmene de diğer göllerdir.

Enez ilçesinde genelde Akdeniz iklimi mevcuttur. İlkbahar ve sonbahar ayları yağışlı, kışları sert ve kuru geçer. Kışın az kar yağmakla birlikte nemli bir hava hüküm sürer.

Tarihi Eserler ve Turizm

Enez her yönüyle gezilecek, bir tarihi ve arkeolojik bulgulara ve doğal güzelliklere sahip şirin bir ilçedir.

Enez’de günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; akropolde kurulan Enez Kalesi, Kale içerisindeki Bazilika planında Ayasofya Kilisesi (Fatih Camisi), Has Yunus Kaptan Türbesi, Deveci Hanı, Roma Yolu kalıntıları, ilçedeki çeşitli kilise kalıntıları, nekropol alanı, Osmanlı kervansarayı bulunmaktadır. Enez sahil kervansarayı, tarihi değeri açısından görülmesi gereken bir değer olarak ziyaretçilerini beklemektedir.

Yıllardır askeri yasak bölge kapsamında olması nedeniyle Yabancı turizme açılamayan Enez, yakın zamanda yasak bölge kapsamından çıkarılmıştır. Enez’de her yıl Temmuz ayı içerisinde bir Av ve Balık Festivali düzenlenmektedir.

Yorum Kapalıdır.

SİTEYE KAYIT OL

FACEBOOK

ATATÜRK KÖŞEMİZ

ÜYE OLMAK İSTER MİSİNİZ?

derneğimize üye olmak ile ilgili görsel sonucu