UZUNKÖPRÜ

Uzunköprü
II. Murat’ın kurduğu kasaba: Uzunköprü

II. Murat, yaptırdığı köprünün (Cisr-i Ergene) hemen yanında bir kasaba kurulmasını emretmiştir. Bu kasaba Cisr-i Ergene, Kasr-ı Ergene ve Cesriergene isimlerini aldıktan sonra Ergene olarak anılmış ve son olarak Cumhuriyet döneminde Uzunköprü adını almıştır.

İlçe, Edirne ilinin orta kısmında ve Trakya yontukdüzü üstündedir. Doğuda Kırklareli ve Tekirdağ, batıda Meriç ilçesi ve Yunanistan, kuzeyde Edirne Merkez ve Havsa ilçeleri, güneyde İpsala ve Keşan ilçeleriyle komşudur, yüzölçümü 1.226 km² dir. Yüzölçümü bakımından Edirne ilçeleri arasında en büyük ilçe konumunadır. Edirne’ye 64 kilometre uzaklıktaki ilçenin toplam nüfusu 73.486’dır.

İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık ve sanayiye dayalıdır. En çok yetiştirilen ürünler, ayçiçeği, buğday, şeker pancarı, arpa, üzümdür. Bunun yanı sıra çeşitli sebze ve meyveler de yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta büyükbaş hayvanlar olmak üzere, manda, at, katır, koyun ve keçi besiciliği de yapılmaktadır. Bunlara bağlı olarak mandıralarda peynir yapılmaktadır. İlçedeki belli başlı sanayi kuruluşları, bitkisel yağ, yem, un fabrikaları ve çeltik atölyeleri ile şarap imalathaneleridir. Endüstrisi daha çok tarıma dayalı gelişmiştir. İlçede linyit yatakları bulunmaktadır.

Tarihçe

Uzunköprü’ye ilk kez Traklar’ın yerleştiği bilinmektedir. Ancak Bulgaristan’da başlayan Karanova kültürlerinin buraya kadar ulaşmış olması, Kalkolitik Çağda yörede bir yerleşim olduğunu göstermektedir. Eski Çağlarda Perslerin, Makedonyalıların, Romalıların ve Bizanslıların egemenliği altına giren Uzunköprü yöresi XIV.yüzyılın ortalarında Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına katılmıştır.

Uzunköprü’ye Cisr-i Ergene, Kasr-ı Ergene ve Cesriergene isimleri verilmiştir. Padişah II.Murat zamanında kurulmuştur. II. Murat, Osmanlıların Avrupa’ya yöneldikleri akınlarda gereksinim duydukları 1200 m. uzunluğundaki, ilçeye ismini veren köprüyü yaptırmıştır. Köprünün yanında bir külliye yaptırmış, Anadolu’dan getirttiği Türk göçmenleri yerleştirtmiştir.

Taihçi Hoca Sadettin Tacüt Tevarih adlı kitabında Kasabanın kuruluşunnu ve köprü’nün yapılışını şöyle anlatıyor:
“Söylendiğine gore Ergene köprüsünün bulundugu yer vaktiyle Çengelistan (sık ormanlar) imis ve çoğu bucağı batak, ormanlık yöreleri ise haramilere sığınak olurmuş. Bu ormanlıkta gizlenen yol kesiciler, her an, gelen giden yolcuların yollarını keser, nice günahsızları öldürerek, yok yere tepelerlermis. Hiç bir gün geçmezmiş ki bu korkulu ve tehlikeli yerde bir nice biçare zulüm kılıcıyla doğranmamış ve varlıkları parçalanmamış olsun. İşte bu sebeple aydın yolları tutan padişah, zulüm yollarından keder dikenlerini kaldırmak üzere ve pek çok para sarfetmek suretiyle önce bölgeyi temizledi. Orasını konaklanacak düzenli bir yer haline getirdi. Yüz yetmiş dört yüksek kemer üzerine uzatılmış eşşiz bir köprü yaptırdi ki, cihana örnek oldu. Köprünün bir başında Ergene adıyla anılan güzel bir kasaba kurdurup, cami, imaret, vb. yapılarla süsledi. Böylece gelen ve gidenlerin, bolluk içinde olan bu kasabadan faydalanmalarını sağladı.

Sözü edilen imaret tamamlanınca, Edirne’den bilginleri, fakirleri bu kasabaya çağırıp şölen eyledi. İlk yemeği kerem dağıtmaya alışkın eliyle uleştirdi. Bilginlere, olgun kişilere pek çok lütuflarda, ikramlarda bulundu. Camiin mumlarını bile kendi eliyle yakıp kerem, cömertlik ve adalet cerağıyla orada olanların, törene katılanların gonullerini aydınlattı. Bunları yapan mimara, değerli bir hil`at ile birlikte pek çok armaganlar verdi. Köprünün öte başında da bir ulu kubbe inşa ettirerek, burasını köy haline getirdi ve gerek kasabalarda gerekse bu köyde oturan halkı her türlü avarız-ı divaniyeden beri ve musellem eyledi.”

XIX.yüzyılın sonlarında Edirne vilayetinin merkez sancağına bağlı Cisr-i Ergene kazasının sınırları içerisinde bulunuyordu. İlçe iki kez Rus işgaline uğramış, Balkan Savaşı’ndan sonra Bulgaristan’ın, Mondros Mütarekesi’nden (30 Ekim 1918) sonra Fransızların, birkaç ay sonra da Yunanlıların işgali altına girmiştir. Uzunköprü Mudanya Mütarekesi’nin 11 Ekim 1922’de imzalanmasından sonra 18 Kasım 1922’de işgalden kurtulmuştur.

Coğrafya ve İklim

İlçede dağ bulunmayıp, doğu kısmında yüksek tepeler vardır. İlçenin kuzey yarısı, Lalapaşa yaylasındadır. Bu yayla, Trakya yontukdüzünün bir parçasıdır. Aşınmış yayla olan yontukdüz, Korudağ’la Yıldız Dağı arasındadır. İlçenin en büyük vadisi, Ergene ırmağındakidir. Bu vadi, kuzeyde dik, güneyde eğik yamaçlıdır. Batıya doğru genişleyen tabanı, Ergene Ovası adıyla anılır. Yaylada bu ırmağın kolları olan irili ufaklı dereler bulunur. Altınyazı Barajı, Alıç Düzengeci ve Altı Büğet (set) bu dereler üstünde yapay göller oluşturmuştur.

İlçe, Akdeniz ikliminin Trakya geçit tipi alanındadır. Bu iklim deniz ve kara iklimleri arasında bulunan sert bir iklimdir. Rüzgarlar, genellikle kuzey yönlerden ve orta şiddette eser. İlçe, yağış bakımından yarı nemlidir. Doğal bitki örtüsü, kuru ormandır. Ormanın ortadan kaldırıldığı yerlerde bozkır oluşmuştur. Bozkır, tarla ve otlak olarak kullanılır.

Tarihi Eserleri ve Turizm

En ünlü tarihsel yapısı, Mimar Muslihiddin’in eseri olan Ergene Köprüsüdür. Uzunluğu 1200 metre, kemer sayısı 174 adettir. Dünya’nın en uzun ikinci köprüsü olduğu söylenir. Kemerlerin bazıları sivri, bazıları yuvarlaktır. Köprünün yüksekliği ve genişliği yer yer değişir. Bazı ayaklarında selyaranlar, üstünde balkonlar vardır. Köprünün genişliği Cumhuriyet dönemindeki onarımında arttırılmıştır.

Diğer önemli yapılar, II.Murat külliyesinin tek minareli ve çatılı Muradiye Camii, II.Beyazıt zamanında Mimar Hayrettin’in yaptığı Halise Hatun Camii, Külliyenin bir vakfı olan Çifte Hamam ve köprüye eklenmiş olan çeşmelerdir.

Diğer eserleri Sultan II.Murat Külliyesine ait Cami (1444), Şehsuvarbey Camisi (1465), Halise Hatun Camisi, Habip Hoca Camisi (1752 depreminde yıkılmış, sonra yenilenmiştir.), Rıza Efendi Camisi, Mescit Camisi; Sultan II.Murat tarafından yaptırılan Park Çeşmesi, Çarşı çeşmesi, Samanyemez Çeşmesi; Hacı İbrahim Ağa’nın Çeşmesi (1705), Hacı İbrahim Ağa’nın Çeşmesi (1709), Acı Çeşme (1680)’dir. Köprünün kentten yana ucunda, İkinci Meşrutiyet döneminde yaptırılan Hürriyet çeşmesi mevcuttur.

İlçenin kırları uçar, ırmağıysa balık avcılığı yönünden çekicidir. Önemli iç turizm olayları, Bülbül Deresinde yapılan Dallık adlı bahar şenliği, av partileri ve panayırdır. İlçenin düzgün kara ve demiryollarıyla konaklama yerleri bulunmaktadır.

Yorum Kapalıdır.

SİTEYE KAYIT OL

FACEBOOK

ATATÜRK KÖŞEMİZ

ÜYE OLMAK İSTER MİSİNİZ?

derneğimize üye olmak ile ilgili görsel sonucu